31 Ağustos 2014 Pazar

Tatil beni çok yordu...

Tatilden döneli iki hafta oldu ama benim misafirlerim de evin işleri de bitmiyor.Allah eksikliğini vermesin bahardan bu yana hep yatılı misafir ağırladım mutlu da oldum hiç şikayetim yok:)Ama tatilde gerçekten dinlenemedim dersem yalan olmaz,annem Ankaradan Antalyaya taşındı,eşimin ailesi ise yazlıklarını Mersinden Antalyaya taşıdılar,hal böyle olunca bir orayı yerleştir bir burayı derken,zaten çocukların istekleri bitmez denizdi havuzdu, tatilim bir roman bile bitiremeden bitti maalesef...

Neyse sonbaharda telafi ederim inşallah. Blogumu da sizleri de çok özledim. İmkan buldukça nete girmeye ve sizleri ziyaret etmeye çalıştım. Bu sıcaklarda boş durmayıp arı gibi çalışan arkadaşlarımı kıskanmadim desem yalan olur:))

Geldikten sonra yapabildigim tek şey bu cici rüzgar çani oldu. Çanimiz yok ama olsun, nazarlik diyelim biz ona:))





Boncuklarin hepsini, nazar boncuklari hariç, seramik hamurundan kendim yaptım ve boyadım. Deniz kabukları tatilden küçük bir anı. Bu nazarliklardan daha da yapmayı planlıyorum,  çeşit çeşit. Rüzgar çanları ve nazarliklara takıldı aklım bu yaz.Tabiki balkonda kullanmayı düşünüyorum onları:)




Hepinize güzel bir pazar günü diliyorum, ve de sevgiyle kucakliyorum...

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Kavanoz ne garip bir isim :))

Şimdi kavanoz yazarkenken ne tuhaf ne garip bir isim nereden bulmuşlar neden koymuşlar bilemedim:D
Neyse geyik yapmadan konuya gireyim, bu kavanozlar da Antalyada ev alan arkadaşıma hediye seve seve kullansın...
Günler oldu fotoları cekeli ama tatildeyken olmuyor bazı şeyler,  tatil dedigin yorgunluk kardeşim:) Tatlı yorgunluk da deseler, çocuklarla tatil gercekten yorucu. Simdiye kadar annemde tatildeydim şimdi ise Laraya esimin ailesinin yanına tatile geçiyorum bir taşınma da oraya gerçekleşecek, orada internet buyuk ihtimalle olmayabilir, telefondan da ne kadar ilgilenebilirim blogla ama birseyler yapmaya ses vermeye çalışacağım:)



 Fotolar annemin evinden , insallah gittiğim yerde de sizlere güzel iç açıcı fotoğraflar çekerim ya da buna zaman bulabilirim:)

Sevgilerimi gönderiyorum Antalya'dan
Şimdilik Hoşçakalın :)

11 Temmuz 2014 Cuma

Beş çayından...

Tatil de olsa hergün hergün deniz havuz yoruyor beni , galiba yaşlanıyorum:))
Tatilde miskinlik yapmanın tadı da ayrı canım,  neyse bir ses vereyim dedim sadece blog gezip cayimi içerken...Çocuklar dedeleri ile parkta ben ise cay keyfinde kötü müyum ben :D




Sevgilerrr....

9 Temmuz 2014 Çarşamba

Tatilden bir merhaba :)

Herkese kocaman sevgilerimi göndererek başlayayım:)) Bir önceki postumda yazmistim ya doğum günümüz var diye, iste o gün hem öncesinde hem sonrasinda çok yordu beni, hem misafir agirladim sehir dışından hem de malum hazırlıklar... Neyse hersey cok güzel oldu, sonrasında hemen Antalya'ya geçtim çünkü annemler Ankara'dan Antalya'ya tasindilar, yaklasik bir on gunumuz yerleşmekle geçti,  tabii bu arada çocuklar durur mu bir havuz bir deniz siz düşünün halimi ... Artık yerlestik ama yorgunluk devam ediyor tabii, inanın Denizli'de başladığım kitabimi hala bitiremedim, bir taraftan blogum aklımda bir taraftan okumayi planladigim kitaplar, simdiye kadar hiçbirşey yapamadım kendime dair, ama kararliyim ki bugünden itibaren tatil moduna giriyorum kendi adıma:))



Vee yaz geldiğinde icmekten çok hoslandigim bir içeceği sizlerle paylasmak istedim:

Frappe

3 çorba kaşığı su
Süt
2 çay kaşığı nescafe classic
4  adet buz
2 kesme şeker (ya da daha fazla)

Yapılışı : Bu malzemeler her bir bardak için geçerlidir. Bir karıştırıcı lazım öncelikle ama bir kavanoz bile olabilir. Calkalamak için kullanacagiz karıştırıcıyi. İlk önce kapaklı karistiricimizin içine nescafeyi, 2 adet buzu, sekerimizi, ve suyumuzu koyuyoruz ve de kapağı kapatıp kopurene kadar calkaliyoruz. Kopuren  nescafeyi sunumu güzel bir bardağa dokuyoruz uzunca bir bardak ta olabilir bu. Sonra diğer iki buzu da bardağa koyuyoruz ve bardak dolana kadar süt dolduruyoruz yavasca ve kenarından sonra da keyifle iciyoruz:))
Bunu her bir bardağa tek tek yapıyorsunuz, en gıcık tarafi da bu zaten :)) Yani misafiriniz sayı olarak çok sa tavsiye edilmez:D Üstüne dondurma koyarak da ikram edebilirsiniz yada buz kiriciniz varsa bol buzla... Bundan sonrası size kalmış:))

Çocuklardan, denizden fırsat bulursam tekrar yazacağım sizlere, ve sevgili Hülyacim merakta bırakmayacağım sizi :))

Antalyada sevgiler ve kocaman opucukler....


10 Haziran 2014 Salı

Dekoratif mum



Ülkemizde ard arda yaşanan kötü olayların yan etkisini atamiyorum bir türlü üzerimden, ne facebooka giriyorum ne bloguma zaman ayırıyorum ne de kendime. Elime kitabımı alıyorum, beş dk surmuyor bırakıyorum, konsantre olamıyorum hicbirseye. Bu aralar küçük kızımın tuvalet alışkanlığı edindirme gorevini üstlendim, fena halde yorgunum ve de sinirliyim :) Büyük kızımın ise cumartesi doğum günü, hazırlıklara ufaktan başladım ama ben de moral olmayinca icimden hicbirsey gelmiyor kendime gelmezsem Nisan fena halde çıkarır acisini benden:)) 

Bende haberler böyle, ama bir de Hulyanin babasini kaybettiği haberini aldım biraz önce,  çok üzüldüm ve aglak durumdayım şu an:(( Arkadaşıma tekrar sabır ve dayanma gücü diliyorum buradan...

Bu mumlari 2 ay once yaptım ama ancak su an paylaşıyorum,  herkese sevgilerimi gönderiyorum...









30 Mayıs 2014 Cuma

Seçmece bunlar :))

Bu aralar şu çok revaçta olan magnolia pudingi deneyim dedim, baktım evde malzemelerin hepsi yok bende kafama göre yaptım bişiler.  Eminim orjinali de çok güzeldir,  ama eşim bu versiyonuna da bayıldı:)

2 yumurta
1 lt süt
2 kaşık un
3 kaşık nişasta
1 paket vanilya
Cici bebe biskuvisi
Birazda eti finger
Ve tabiki çilek


Malzemeler pişirilir,  biskuviler rondodan geçirilir sonra bir ondan bir bundan konulur ve istee hazır:) Benim anlatım gecegece biraz uyduruk oldu orjinal tarifi var nette, ama malzemeniz yoksa evde, eksikse benimki gibi yapın gitsin:)












Birkaç sekilde sunum hazırladım, hangisini begenirseniz o sizin olsun, bu arada peceteler annemin ceyizinden, cocuklugumdan beri gözüm vardı onlarda :D

Keyifli bir haftasonu dilerim, sevgiler...

28 Mayıs 2014 Çarşamba

Gönlüm yorgun, ruhum yorgun, bedenim yorgun...

Uzun oldu gibi yazmayali. Ama içimden hala birşey gelmiyor, geziyorum, sohbetler ediyorum, kitabımı okuyorum misafir agirliyorum, pasta börek yapıyorum ama ruhum hep vicdan azabı içinde,  evet Somadan bahsediyorum...Ben hayatima devam ediyorum ama onlar aci cekerken ben hicbirsey olmamış gibi yaşıyorum diyorum içim kapkara oluyor Soma misali sonra yine aynı terane hiçbirşey olmamış gibi...

Ne boyama yapabildim bu aralar ne de yaratıcı bişeyler. Ara ara blog geziyorum tekrar sevke gelmek için ama olmuyor, ben de akışına bıraktım nasıl olsa gelir sevkim diye...
 Somadan once hazırladığım birkac şey var onlari paylaşıyorum sizinle, hazırlayıp resimlerini cekmistim hatta yazılarını bile hazirlamistim ama postun içeriği degisti tabi...






Sağlıkla ve huzurla kalın :)